Kahveler Kitabı…’ « habersiz.com.tr

17 Eylül 2021 - 19:07

Kahveler Kitabı…’

Kahveler Kitabı…’
Son Güncelleme :

14 Eylül 2021 - 20:26

Salah Birsel’i çok severim. Enfes anlatımı, onu okuduğum zaman bıraktığı tadı anlatamam. Engin bilgi birikimi beni hayran bırakır.
‘Boğaziçi Şıngır Mıngır’ ‘Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu’ paha biçilmez kitaplarıdır.
Bir de ‘Kahveler Kitabı’ vardır ki; baş yapıtımdır benim. Baba mesleği olduğundan mıdır, yoksa ömrümün yirmi yılını geçirdiğim ‘kahveler’den midir nedir, ‘Kahveler Kitabı’nı pek ve ayrıca severim.

Yetmişli, seksenli yıllarda ki kahveler.
Mahallemizdeki, kasabamızdaki.
Zenginin fakirin herkesin ortak mekanları kahveler.
Siyasetin, hayatın, insana dair ne varsa özgürce konuşulduğu yerler.
Yoksula yardımların yapıldığı, yolsuza ‘tepsi’ dolaştırılıp yolunun bulunduğu.
Düğünlerin, derneklerin planlandığı, evsize ev bulunduğu, kasabaya gelen yabancının derdinin dinlenildiği, misafir edildiği, yatacak yeri olmayanların barındırıldığı yerler.

Yavaş yavaş bitiyor kahveler.
AVM’ler var artık. Cafe’ler var.
Zorunlu olmadıkça kimse kapısından içeri
girmiyor.
Bir liralık çayı beş liraya, iki liralık kahveyi on liraya içmek daha makbul şimdi.
En alttakilerin, yoksulun, garibanın rahatlıkla kendine yer bulabildiği yerlerdi kahveler.
Kime oy verileceğinin enine boyuna tartışıldığı, gelen siyasetçinin boyunun ölçüsünün alındığı yerlerdi kahveler.

Artık TV’ler var. Orada tartışıyor insanlar.
Artık diziler var. Hayal dünyaları var.
Ne kadar direniyorsa eskiye dair olan her
şey kahveler de direniyor.
Mahalle kahveleri, semt kahveleri.
TV’lerin ilk çıktığı yıllar, Amerikalılar neredeyse otuz kırk yıl evlerinden dışarı çıkmamışlar. Biz de onu yaşıyoruz.
Mahalleye ait, kasabaya ait ne varsa tek elden,
ilk elden kahvelerden öğrenirdi insanlar.
Şimdi çarpıtılmış, kitabına uydurulmuş şekilde
medyadan öğreniyor.
İşçiler, örgütleneceklerse bir fabrika da işçi
kahvelerinde buluşurlardı.
Şimdi işçi kahveleri de yok.
Türk insanını en garibanından en zenginine
buluşturan yerlerdi kahveler.
Ömrümün yirmi yılını geçirdiğim kahvelerde
öğrendim Türk insanını.
Mevsimlik işçileri, fabrika işçilerini, inşaat
işçilerini orada gördüm tanıdım.
Gurbete gelen Anadolu insanını, ülkenin
her yanından gelen insanlarımızı orada tanıdım.
Nereye gitsem, ilk olarak en yakın mahalle
kahvesini sorarım hala.
Oralarda daha rahat, güvende hissederim
kendimi.
Öğrenciliğimde Beyazıt’ta çok güzel, çok büyük geniş öğrenci kahveleri vardı.
Laleli’de küçük ama çok güzel bakır semaverli
mahalle kahveleri vardı.
O kahvedeki müdavimler, herkes birbirini
tanırdı.
‘Kapitalizm’ 20-30 yılda hepsini yok etti.
Yerlerine uyduruk ‘cafe’ler, AVM ler açıldı.
Şimdi mahalleli birbirini tanımıyor, apartmandakiler
birbirini tanımıyor, tanımak istemiyor.
Kendi küçük dünyalarına hapsoldu insanlar.
O güzel kahvelerin yerini birahaneler, lüks
meyhaneler, cafe’ler aldı.
Kapitalizm ‘dayanışmayı’ yok etti.
Yardımlaşmayı da.
Gözümüze soka soka ‘bireyin özgürlüğü’ dedikleri bu olsa gerek.
Eskiden binlerce toprağı olanla, mevsimlik
işçi aynı yerdeydi, mahalle kahvesin de beraberdi.
Şimdi metrelerce duvarların arkasında ‘zengin’.
Garibanın kahveye gidecek çay parası yok.
‘Her mahallede birer milyoner’den buralara geldik.
Artık insanımız ’empati’ bile yapamıyor.
‘Empati’ yapabilse yiyeceğini çöpten toplayan insanlarla beraber yaşadığı bu ülkenin sosyal medyasında geniş, bin bir çeşit yiyeceklerle dolu sofraların fotoğraflarını herkesin gözüne sokarak paylaşır mı?
Paylaşmaz bence. Utanır, vicdanı sızlar..

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.