KOS’tan basın açıklaması: Türkiye ormanları ağır yaralı « habersiz.com.tr

20 Eylül 2021 - 05:00

KOS’tan basın açıklaması: Türkiye ormanları ağır yaralı

KOS’tan basın açıklaması: Türkiye ormanları ağır yaralı
Son Güncelleme :

11 Eylül 2021 - 4:14

Kuzey Ormanları Savunması (KOS) gönüllüleri, İstanbul Sarıyer’de Orman Bölge Müdürlüğü önünde “Türkiye ormanları ağır yaralı, sessiz yangınları da söndürün. Sermaye için odun üretimi kıyımına son verin!” diyerek bir araya geldi.

Yaşam savunucuları, “Ormanlar sermayenin odun deposu değildir. ‘Odun üretimi’ kıyımına son!” yazılı pankart açarak, “Ormanlar, nehirler, sermaye değiller”, “Ormanda kıyıma son”, “Ormanıma, suyuma, yaşamıma dokunma” diye slogan attı.

OGM’ye, Orman Bakanı’na, İstanbul halkına ve tüm Türkiye’ye seslenilen açıklamayı, KOS adına Hasan Pulat yaptı.

İŞTE O AÇIKLAMA…

“2004 yılında değişen maden kanunuyla ormanlarda yapılan tahsisler kolaylaştırılmıştı. İsteyen istediği ormanlık alana maden ve enerji tesisi ruhsatı alır hale gelmişti. Maden ve enerji tesisleri nedeniyle hızla küçülen ormanlarımız, son yıllarda da ülkedeki odun hammadde kaynağı noktasına geldi. Plansız, programsız projelere, israfa, savurganlığa, belli kesimlerin finansal açıdan beslenmesine kaynaklarımız yetmez oldu. Bu açığı kapatmak için gözünü ormanlık alanlarımıza dikenler, çarelerden birisini, odun üretimine bağladı. Sorulduğunda OGM, ‘Gençleştirme ya da plantasyon’ adı altında, bizi kandırmaya çalışıyor. OGM verilerine göre 2000’li yılların başında odun üretimi 8 milyon m3 civarındayken, 2020’li yıllara geldiğimizde 25 milyon m3 e yaklaştı. Kesimlerin, ülkenin entegre ağaç sanayisini desteklemek amaçlı yapıldığını biliyoruz. Bu miktarın, önümüzdeki dönemlerde yıllık 50 milyon m3 e çıkacağı ifade ediliyor. Biliyoruz ki Türkiye, birim alanda en fazla odun üretimi yapan ilk 5 ülke arasında yer almaktadır. Yanlış politikaların sonucu kaynak arayışı çerçevesinde başvurulan çarelerden birisi olan odun üretimi amaçlı kesimlere dur deme zamanı geldi. Madenler, enerji tesisleri, plansız şehirleşme, hızlı yapılaşma ve bunlara eklenen odun üretimi sonucu artan ormansızlaşma bir yana, son dönemlerde söndürülemeyen yangınlar da ormanlarımızın hızla azalmasına neden oluyor. Sonuç olarak sadece ormanlarımızı değil, yaşam alanlarımızı, su havzalarımızı, biyo çeşitliliğimizi, yaban hayatımızı dolayısıyla geleceğimiz kaybediyoruz.

Sayın Bakan,

Uzun zamandır, özellikle orman yangınları dönemi ve sonrasında yaptığınız açıklamaları takip ediyoruz. Geçmiş dönemlere baktığımızda 20 yılda yanması muhtemel ormanlık alanımız 10 gün içinde yandı. Yapılaşma, sanayileşme ile insanların orman alanlarını daha fazla kullanır hale geldiği bir dönemde orman yangını riskinin arttığını sokaktaki her vatandaş gayet iyi biliyor. Küresel iklim değişikliği nedeniyle, dünyanın her yerinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avustralya’ da, Sibirya’da söndürülemeyen yangınları izliyoruz. Bir kaç yıl önce Yunanistan’daki orman yangının nasıl bir felakete dönüştüğünü gün be gün takip ettik. Her yıl İspanya’ da, İtalya’da ve ülkemizde artan sayıda ve büyüklükteki orman yangınları haberlerini alıyoruz. Siz ise bize sürekli olarak yangınların neden söndürülemediğini anlatıyorsunuz. Sizin göreviniz bize bu bahaneleri anlatmak değil, erken uyarı sistemi ile bu riskleri görmek, çağdaş ilk müdahale uygulamaları ile yangınları büyümeden söndürmek. Sizin göreviniz bize bahaneler sunmak değil, yangınları söndürmek. Gerçekten bu riskleri ön göremeyecek, görevinizi layıkıyla yerine getiremeyecek kadar beceriksiz misiniz? Yoksa hazine de kaynak kalmadığı için, yanan yanar, yangından sağlam kalanlar odun üretimi olur diye düşünecek kadar çaresiz misiniz? Odun üretimindeki artış böyle düşünmemize neden oluyor ve bu soruları size soruyoruz.

Sayın OGM,

Kasım 2021’de Sayıştay Raporu’ndan yaptığımız alıntılarla tweetler attık, biliyorsunuz. O zaman da ifade ettik ki asıl sorumluluğunuz dışında pek çok işle uğraşıyorsunuz. Ama yapmanız gereken ormanlarımızı korumak. Belli ki aldığınız talimatları uyguluyorsunuz. Bu talimatları yerine getirirken bizim yaşam alanlarımızı, su havzalarımızı, suyumuzu, havamızı yok ediyorsunuz. Tabi kendi ekmeğinizi de yok ettiğinizin farkındasınız değil mi?

Sayın İstanbul Halkı ve Türkiye,

Durdurulamayan ya da durdurulmak istenmeyen orman yangınları yanı sıra, şuursuzca devam eden, ülkenin her yerinde tanık olduğumuz, maden işletmeleri için, taş ocağı ve enerji tesisleri faaliyetleri için, ahşap sanayisinin ham madde ihtiyacı için yapılan kesimleri durdurmak hepimize düşen bir görev. Bu gidişe hep beraber dur demenin zamanı geldi, geçti. Zira yok olan, ormanlarımız değil, su havzalarımız, suyumuz, havamız, biyo çeşitliliğimiz. Bugün burada Orman Bakanı’nı istifaya çağırıyoruz. Aynı zamanda OGM’yi, odun üretimi amaçlı kesimlerini ve Sayıştay raporlarında belirtilen, üstüne vazife olmayan faaliyetlerini durdurmaya, aynı raporda belirtilip yapması gerektiği halde yapmadığı faaliyetleri yerine getirmeye, asli görevi olan ağacı, ormanı her şeyden üstün tutmaya davet ediyoruz. Herkes görevini yapsın. İstanbul Halkı ve tüm Türkiye olarak yaşam alanlarımıza, ormanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğimizi buradan kamuoyuna duyuruyoruz.” ZAFER KARA

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.