Yeter Hanım… « habersiz.com.tr

19 Ocak 2022 - 07:43

Yeter Hanım…

Yeter Hanım…
Son Güncelleme :

29 Kasım 2021 - 10:56

Bir anne için çocuğunu kaybetmek hayatının en büyük acısı olmalı. Anne, çocuğun bu dünyadan göçüp gitmesiyle yaşayacağı acıya eşdeğer bir acıyı, onun gözünün önünde bir nedenle fiziksel, ruhsal bir yoksunluk içinde yaşaması ve onun bu durum karşısındaki çaresizliği nedeniyle de yaşar.

Engellilik sadece engelli kişinin yaşadığı bir durum değildir, onu aynı şekilde yaşayan anne babaların da yaşadığı bir trajedidir. Çocuğun diğerleri gibi olmayan yaşam fonksiyonları en az çocuk kadar, onu ilgilendiren ya da onunla bağlantılı olan herkesin sorunu haline geliyor.

Yeter Türk, bahse konu annelerden biri. O ve eşi, ağır engelli iki çocuklarıyla zor bir yaşamı paylaşıyorlar. Yeter Hanım ilk çocuğunu kaybediyor. Ardından doğurduğu iki çocuğu da engelli kalınca, umutsuzluğa kapılıp pes etmek yerine mücadele etmeyi tercih eden güçlü bir anne o. Ama ne kadar da güçlü olsa çok yorgun olduğunu söylüyor. Diğer aileler tarafından acınarak karşılanmanın, ağır engelli iki çocukla girdiği ortamlardaki empati yoksunluğunun onun hayat yorgunluğunun en büyük kaynağı olduğunu ekliyor.

Yeter Hanım’a ilk çocuğu kaybettikten sonra doğan iki engelli çocukla nasıl bir hayat yaşadığını sordum, bana şunları anlattı:

“İlk bebeğim iki aylıktı, kaybettim. Sonra Güvenim doğdu, hep huzursuz hep ağlıyordu. İlk etap da anlamadık. Doktor, doymamış, gazı var, kulağı ağrıyor, bir şey bulamıyorum filan diyerek gönderiyordu bizi devamlı. Dört aylıkken ağır havale geçirdi, beş gün uyanmadı. Bir beş sene de öyle gittik geldik doktorlara, yürümedi, konuşmadı, kafasını tutamıyordu. Fizik tedaviye devam etmemi, bunun geçirilen nöbetleri engelleyeceğini söylediler. Ardından Gürkan’ım doğdu, o da ağlamadan doğdu. Ama sonra, hep huzursuz, hep ağlıyor, ağlarken katılıp kesiliyor. Üç yaşında ayağının topuğunda yara oluştu, kemik iltihabı olunca ayağının topuğu alındı. Fakat ayağı iyileşmedi. İki sene tedavi oldu, hep bitecek, iyi olacak derken hep bir şey çıktı. Eklem kemikleri eriyor, güçsüz kalıyordu. Ama buna rağmen iki sene gittik geldik. Sıvı birikiyordu, şırıngayla çekip boşaltıyorlardı. Sürekli tekrarladı, böyle dondurulacak dendi. İki dizi donduruldu, kolunun bileği de donduruldu, yıllar bitti tedavimiz bitmedi. Şimdi kalçasında kemik kaybı var, güçsüzlük var, yürüyemiyor, yoruluyor. Sonra kızım Gökçem doğdu, ağlamadan doğdu o da. O da huzursuzdu, aynı şekilde onun da kemiklerinde aynı sorun vardı.  2009’da kanına iltihap karışmasıyla girdiği yoğun bakımdan uzun süre çıkamadı.

Kısacası sık doğum yapmaktan, yani cahillikten, anlamadım. Doktora gidiyorduk ama sonuç alamadığımız tedaviler uygulayıp gönderiyorlardı. Çok geç anladık çocukların ter bezlerinin çalışmadığını. Ateşleri çıktığı için huzursuz olduklarını söyledi Çapa’daki doktor.

Ondan sonra ortopedi servisi ikinci evimiz oldu, geç de olsa kabullendim. Allah bugünlerimizi aratmasın, ya rabbim, önceliğim çocuklarım, onlar mutlu olsun ne yapmam gerekiyorsa yapmaya çalışıyorum. Bazen de yapamıyorum, üzülüyorum.

Dışarıdan görenler üzülüyorlar, acıyorlar, insanız haliyle ben de üzülüyorum. Yataktan kalkamayan özel çocuklarımız var, anneler yalnız kalıyor, evdeki diğer ebeveynler de anneyi düşünsünler, anne de kendine zaman ayırsın, nefes alsın, çıksın. Herkes, komşu akraba duyarlı olsunlar, acımasınlar, üzülmesinler, empati kursunlar, yardımcı olmanın yollarını arasınlar.

19 yaşında anne olmak zor. İlk başlarda gazı var, ondan doymuyor gibi sözler söylediler. Dört aylıktı, havale geçirdi, doktorlar yürüyemez, konuşamaz, engelli olarak devam edeceksiniz hayatınıza dediler. Tedavisi yokmuş, yıkıldık. İlk bebeğimin kaybının ardından Güven’in engelli olarak hayatına devam etmesi beni yıkmıştı, çökmüştüm. Kendi halime mi üzüleyim, çocuğumun durumuna mı… Milletin acıması ayrı çökertiyor…

Dediğim gibi yıllar geçti biz de kabullendik artık. Çevremizdekilerin çocukları büyüyor, bizimkiler ise büyümeyen çocuklar. Günümüz saatimiz çocuklar… Kısacası zor zamanlar… Allah tüm engelli ailelerine yardımcı olsun, güç kuvvet versin.

Bir özel anne olarak tüm annelerimizin sesi olmak istedim. Çok acılar çektik, yaralarımız kabuk bağladı. Üzülmeyin, acımayın, biz alıştık. Sevgilerimle, saygılarımla.”

Bülent İnce

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hikmet yılmaz Aralık 1, 2021 / 4:55 pm Cevapla

Allah yeter hanımın yar ve yardımcısı olsun buzamanda iki engelli çocuklar la hayata tutunmak zor cenabı Allah yardım cısi olsun

Yasemin kızılaslan Aralık 2, 2021 / 2:09 pm Cevapla

Herkes anne olamaz bu hayatta her çocuk doğuran anne değil yeter hanımı ayakta alkışlıyorum çocukları için herşeyi göze alan annelere saygım sevgim sonsuz tebrik ediyorum seni yüreği kalbi güzel kadın güzel anne