Yokluğun Mutluluğu Bile Başka Güzeldi! « Habersiz Gazetesi

SON DAKİKA

Yokluğun Mutluluğu Bile Başka Güzeldi!

Bu haber 10 Şubat 2021 - 17:09 'de eklendi ve 39 kez görüntülendi.

Yazlık saray için 40 bin ağaç kesenler, poşeti 25 kuruş yaparak doğayı koruyorlarmış ya ne komik bi ülkeyiz anacım biz.

Biraz da nostalji yapalım. Gelin sizi çocukluğumun geçtiği güzel köyüme götüreyim…

8,9 yaşlarında olmalıyım. Köyümüzde ağaçlık alan bi kaç metre yeri oyun alanı bellemişim. İrili ufaklı bolca kozalak var. Defne yaprağı kokusu her yerde… İlerde yalaktan akan su seside hep fonda. Yerde bolca zeytin cekirdeği gibi pıt pıt düşmüş keçi b*ku çamurdan adam yaparken ayıklıyorum… Yüksünmeden aklımda dedemin kel kafasını yalayan keçiler kuzular hatta sarıkız! “Babannem benim adımı niye ineğine verdi” diyecek saflıktayım. Bir de tatlı kıskançlık, illaki seslenirler şekerli hamursuz ekmeği pişmiştir tereyağlı yahut tütüne oturulacaktır. Uzaktan çan sesleri hep aynı tınıda hep aynı vakit evin avlusunda. O incir ağacının altında baka kalmışımdır enfes manzara Gerze’ye doğru! “Annem evde ne pişirdi acaba” derdim. Yine gurbet hissi ama bi anlık şimdiki gibi yaman değil. Babannemin hayvanlari ahıra itekleme bağırtıları ne mutlu bi rituel sanki beşibiryerde takılan yeni gelin gururu ve hamaratlığı bu döngü…

Hiç öylesi mutluluğu tatmıyorum artık tadamam da…

Ne basit ne sıradan ama mucizevi günlermiş.

Ahırdan direnle atılan tezek kokusundan ziyade o kara sineklerin turlamasi öncelikli aklımda kalmış karasinek sesi duyunca o tezek kokusu yok peşine tabi. Pekmezler daha tatlıydı karasinekten önce ekmek banma gayreti olsa gerek tatlı kılan, mesela simdi ne tezek var ne de pekmez yapan ehil ve canlı insan kırıntısı köyümde…

Hatta evcilik oynadığım o sihirli ağaçların az ötesinde simdilerde. Önce babannem sonra amcam yetmez gibi anacığımın kabri…

Yol boyu defne eriğin kokusu bu defa buruk.

Başım eğik dertten yerde tek keçi b*ku bile yok nedensiz gözlerim arıyor yaşam emâresi sanki, ama ne gezer!

Ne var ki, hayatımız oldukça b*ktan!

Kimsesizlik ve derin sessizlik salınmış güzel köyüme. Ama insanıma hasret çığlığım burda.

Bir degil, iki değil, üç değil her gece her zemheri tan vakti kokusunu garipsediğim redettiğim yastığıma süzülmekte safi tuzlu su da değil üstelik.

Bi sokak lambası şimdilerde tam orada, o ayrı ben ayrı yanmaktayım. Keşke o ağacın kavuğuna girecek ebatta minnacık kalsam sonrasında anneme doğru kasabaya baksam ve ışıklar o kadar canımı yakmasa keşke içim büsbütün sönmüşken.

Babannem seslense yine arkadan “Yarın cuma” diye. Kör eşekle aşağı pazara insek bilsem ki umarsız hesapsız  kavuşmalar bitmedi henüz.

Ama yok…

Urgan döndü bir kere, her dönüşte savrulmanın adı da yaşam gailesi.

Köyümün çocuklarına selam olsun. İnşallah benim kadar mutlu kılmıştır,  bi kaç yaprak, kozalak, çamur hatta keçi b*ku. Android telefonları yoksa tabi…

Eninde sonunda gideceğim ağaç ve kör yanan  sokak lambası altı rüya gibi ama gerçek…

Selam olsun hem o yaşıma hem o ana kokan  toprağıma…

Seda BOLSU
Seda BOLSUsbolsu@habersiz.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.